M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 14-10-2020 12:36
Güncelleme : 14-10-2020 13:00

Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı

Tarihte devlet kurumları arasında rekabete sık rastlarız. Bu bazen kurum mensuplarının geleneksel olarak farklı klanlardan, bölgelerden seçilmesi sebebiyle olur, bazen ülkenin yönetim biçiminin yarattığı doğal çatışmadan. Sözgelimi, Amerika’da federal yönetimle yerel yönetim arasında sürekli bir yetki kavgası vardır; kolluk kuvvetlerinden ulusal güvenlik meselesine birçok alanda zaman zaman sürtüşme yaratır.

Bu rekabetlerden ülkesini en çok etkileyeni ise, Japon İmparatorluğu döneminde, ordu ve donanma arasındaki rekabet olmuştu. Ülkenin sınırlı kaynaklarının hangi şubeye daha fazla ayrılması gerektiği ekseninde süren rekabet, bu iki kurumun rakibinin önde gelen komutanlarına suikastler düzenlemesine dahi sebep olmuştu. Öyle ki, Japon Ordusu kendisine küçük bir donanma kurmuş, Japon Donanması da kendisine özel amfibi piyade birlikleri teşkil etmişti. Silahlı kuvvetlerin bu iki şubesi o kadar ciddi bir rekabet içindelerdi ki, giriştikleri çatışmaların sonucunu dahi birbirlerine bildirmiyorlar, imparator nezdinde sürekli lobi faaliyeti yaparak diğeri aleyhine çalışıyorlardı.

Sonuç? Japon uçak gemilerinin hepsinin batırıldığı bir ortamda, anavatana yakın Okinawa’nın ABD’lilerce işgali sonrasında, gelmiş geçmiş en büyük savaş gemisi Yamato, bu iki şube arasındaki rekabete kurban edildi. Uçak gemileriyle hava hakimiyeti sağlayan ABD’ye karşı denizden bir harekat yapılması kararı, bu rekabetin bir neticesi olarak, oldukça kusurlu verildi. Tarih, Japon generallerin, “Yamato ne işe yarıyor? Boş boş oturan beceriksiz amirallerin oteli mi olacak?” dediğini kaydediyor. Nihayet Yamato yalnızca Okinawa’ya kadar gidecek yakıt alıp, adaya ulaştığında karaya oturup sabit bir topçu mevzii görevi görmek üzere yola çıktı. Ancak hedefine ulaşamadan Amerikan uçakları tarafından batırıldı. Silahlı kuvvetlerin iki şubesi arasındaki rekabet, bu anlamsız operasyonda binlerce Japon denizcinin ölmesi ve elde kalan en önemli deniz silahının yitirilmesiyle sonuçlandı.

Türkiye’de yine benzer bir rekabet görüyoruz. Dünün “paralel devlet”i, aslında, İslamcıların “devlet”ten intikam almak için, “devlet-dışı” yollarla devlete sızma girişimiydi. Paylaşımda anlaşmazlığa düştüklerinden ayrıldılar ve şükür ki, paralel devleti oluşturan örgüt nihayet terörist addedildi ve temizlenmeye başlandı. Fakat İslamcı geleneğin bedevi temayülleri devam ediyor. Devleti bir toplumun objektif ve kapsayıcı aygıtı değil, ihalelerin üzerinden dağıtıldığı bir web sitesi, bir pazar yeri gibi görüyorlar. Alışkanlıklarını devam ettirerek devlet kurumlarının geleneklerine, uyumuna tecavüz ediyorlar.

Bunun son örneği Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın akıllara zarar paylaşımı ve ona verilen eşit çılgınlıkta tepkiler. Bir ülkenin en yüksek mahkemesiyle İçişleri Bakanlığının böyle bir rekabete her ne gerekçeyle olursa olsun girmesi, o ülkenin kaynaklarını hiç uğruna heba edecek hale gelmesidir. Kaldı ki, İçişleri Bakanı’nın tansiyonun önceki evrelerinde yaptığı açıklamalar, düelloya davet eder tavrı kabul edilemez. Her iki kurum da, İslamcılarla, Erdoğan’a biat edip onun kişisel çıkarından başka hiçbir prensip, hiçbir hudut tanımayan adamlarla dolu.

Polislerine uyuşturucu tacirleriyle ilgili “şöyle yapın, böyle yapın faturayı da bana kesin” diyen bir adam, mesela, hem İçişleri Bakanı olmayı hak etmiyordur, hem de hukuk fikrinden zerre anlamıyordur. Kolluk ceza veremez, yargılayamaz. Kolluk eli palalı ak-it çetesi de değildir, uyuşturucu taciri şüphelileri bile olsa, herhangi bir kesimin üzerine av köpeği gibi salınamaz. Üniformalı meslekler devlet ciddiyeti ve yüksekliğini temsil ederler, buna yakışır bir vakarla yönetilmelidir.

Bugün Kadir Şeker ceza aldı ve insanlar beraat etmesini istiyor. Kendisine dair daha önce yazdığım yazıda, Kadir Şeker’in bir figüran olduğunu, hukuk ve adalet anlayışımızın epey kusurlu hale geldiğini anlatmıştım. Olayın her evresi, ortalama insanımızın hukuktan ve adaletten anlayışının, haklı ve haksız sair sebeplerle, ne kadar hastalıklı olduğunu gösteriyor. İnsanlar kendi adaletini temin fikrine çok sıcak bakıyorlar ve bakıyorlar diye büsbütün suçlanmayı da hak etmiyorlar: Bizzat devletin başı aynı fikirde. Hukukun ve adaletin bireylerin doğrudan kontrolünde, hiçbir objektif sınırlama yahut bakış olmadan işlemesi gerektiğini düşünen bir Erdoğan var, Anayasa’yı bir kere delmekten bir şey çıkmaz diyen geleneğin devamını temsil ediyor.

Kadir Şeker’in beraat etmesinin istendiği ve geniş yankı bulduğu bir ortamı, Anayasa Mahkemesi üyesinin hukuk-dışı bir yolla, olumsuz imalarla hükumete ayar verdiği ve hükumetin karşılığında bizzat “mahkeme” kavramında saldırdığı, gazetelerin bayrak direğine adam asma çağrısı yaptığı bir ortamla birleştirin. Ortak ve yüksek olanı, hepimize eşit mesafede olanı, sübjektiflik ve duygusallıktan sıyırmaya çalışıp, nesnel konumlandırmaya çalıştığımız her şeyi yitirdik. Hem vatandaş algısında, bilinçaltında yitirdik, hem de devleti yönetenler nezdinde. Artık istiyoruz ki, her şey bir telefonla çözülsün, kurallar, kaideler olmasın; işimize gelen, o an pragmatik olarak tercih edilir olan, hemen halledilebilsin.

Mesela, tek adam rejiminin karar almayı hızlandırdığı konuşulur durur. Hızlı karar alınması iyi bir şey midir, kimse düşünmez. ABD’de, mesela, kanunların çıkmasını kasten geciktiren süreçler vardır ki, zorla da olsa değerlendirilebilsin, kimse anlık kanunlarla kendisine anlık avantajlar yaratamasın. Mutlak monarkların kişisel yargısı sistemine dönüş yaşıyoruz ki, onları dahi sınırlandıran kaideler, sözleşmeler, kurallar vardı. Kırsalda eşkıyanın, şehirde mafyanın, kenar mahallede kabadayının düzenlediği bir tuhaf, ilkel ama “cemaat üyesi”ni memnun eden bir hukuk mantığı vardır. Devlete kabadayı hukuku yerleşiyor.

Çatışmanın her iki cephesi de kural, ciddiyet, hukuk, devlet kavramlarına uzak. Bu çatışma, peki, Türkiye’ye ne kaybettirecek? Bizim Yamato’muz ne? Sınırlarımızın beş metre ötesinde ilk halife kim olmalıydı tartışmasından ötürü adam kesiliyor. Hemen bütün komşularımız ya işgal edilmiş durumda, ya açıkça halkına zulmeden rejimlerden müteşekkil. Bu ülkelerden insanlar, Türkiye’ye “özgürlük turizmi”ne gelirlerdi. İşte Türkiye’yi İran’dan, Irak’tan, Suriye’den ayıranı, Ermenistan’dan, Gürcistan’dan ayıranı kaybediyoruz. Yamato’muz insanların “peh” diyerek tepki verdiği “Cumhuriyet Kazanımları”dır, millet olma halimizi yitirdiğimiz gibi, artık “devletli millet” özelliğimizi, devletimizi de yitirdik.

Başımız sağ olsun.


M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA