“Mutlak butlan” üzerine yazmak zorunda olmak ne mide bulandırıcı! Hem de bayram arifesinde… Halbuki insan, şöyle ağız tadıyla bir bayram yazısı yazmak; çocukluğunun bayram sabahlarına, avucunun içine usulca sıkıştırılan harçlıklara, kolonya ve baklava kokusunun birbirine karıştığı o eski evlere, giyildiği anda insana kendini biraz büyümüş, biraz da eksiksiz hissettiren bayramlıkların heyecanına dönmek istiyor.
Fakat heyhat, ne mümkün! Tanpınar bir kez daha haklı çıkıyor ve Türkiye, evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkânını yine vermiyor. İnsan bayrama sığınmak istiyor, memleket yakasından tutup onu yeniden siyasetin bataklığına çekiyor. Mahkeme koridorları, yenilgi muhasebeleri ve o hiç bitmeyen “kim haklı çıktı” tartışmaları, zihnimizin üzerinde paslı bir testere gibi işlemeye devam ediyor.
Rahmetli Sait Faik bir eserinde “Beyoğlu’nu batırmak, yermek kadar kolay şey yok. Beyoğlu’nu övmek zor. İyi röportajcı Beyoğlu’na söver. Ben acemi röportajcıyım.”¹ derken aslında bir hakikate parmak basar. Bazı şeylere sövmek kolaydır, çünkü onlar kendilerini savunamayacak kadar yıpranmış, yorulmuş, kirlenmiş ve herkesin üzerinde tepinmesine müsait hâle getirmiştir.
Bugün ben de kolay olanı yapabilirim. Bu mutlak butlan meselesinden hareketle eski defterleri açabilir; 2023’te K.K.’nın adaylığına karşı çıkanlara nasıl saldırıldığını, en makul itirazların bile nasıl “muhalefeti bölmekle”, “AKP’ye çalışmakla” yaftalandığını uzun uzun zikredebilirim. K.K. yönetimini eleştirdiğimizde nasıl bir kalemde “AKP’li” ilan edildiğimizi, nasıl “beşli çetenin adamı”, “Alevi düşmanı” olmakla suçlandığımızı, “kazanacak aday” dediğimizde bir takım zevzeklerin “Kazanacak aday Recep Tayyip Erdoğan, o zaman git ona çalış”² diye yaptıkları kötü esprilere nasıl ağız dolusu gülümsendiğini hatırlatabilirim. Kibri siyasi zekâsından büyük kampüs solcularının, “Siyaset böyle bir şey değil, at yarışı mı bu, kazanan ata mı oynayacağız?"³ diye bize siyaset dersi vermeye kalktıklarını; oysa meselenin kazanan ata oynamak değil, memleketin kader seçimine kaybedeceği neredeyse baştan belli bir adayla girmemek olduğunu belirtebilirim.
Özgür Özel’in, iki gözü iki çeşme, K.K.’nın adaylığını nasıl alkışladığını; aynı Özel’in seçimden hemen sonra, “Alınan sonuç genel başkanımızı rencide edecek bir sonuç değil. Nefret yayan hesapların altını kazıyın, AK Partili çıkar”4 diyerek, yenilginin muhasebesini yapmak yerine eleştirenleri yine bildik bir refleksle yaftalamayı tercih ettiğinden bahsedip üç beş beğeni toplayabilirim. Sırf kendi adaylığını dayatabilmek için K.K.’nın, AKP’den kopan siyasi mevtaları nasıl ittifakın baş köşesine yerleştirdiğini; bakanlık pazarlıklarıyla, listelerle, makam vaatleriyle ve türlü siyasi rüşvetlerle onları kendi adaylığına nasıl “ikna" ettiğini; iyi niyetli, yurtsever, cumhuriyetçi CHP seçmenini hakimleri Alevi diye fişleyenlere, 2017 referandumunda “Evet” propagandası yapanlara, “Kemalizm ırkçılıktır” diyenlere oy vermeye nasıl mecbur bıraktığını; sonra da bütün bu mühendislik harikasının memleketi nasıl bir beş yıl daha aynı iktidarın insafına bıraktığını uzun uzun anlatabilirim.
Zafer Partisi ikinci turda K.K.’yı desteklemesine rağmen, bize S.O.’nun tercihini hatırlatarak vurmaya kalkanlara, “Toplumda karşılığı bütün anketlerde ve sokak hissiyatında açıkça görülen İmamoğlu ya da Yavaş’tan birini aday gösterseydiniz, biz de S.O. yerine ona oy verseydik ve bu iş bitseydi” diyebileceğimizi; fakat o iki ismin “Genel başkanımız irademizi temsil eder”5 diyerek bu büyük teslimiyet tiyatrosunun dekoruna dâhil olmayı seçtiklerini; sonra da bütün memleketin “strateji” diye pazarlanan bu ağır basiretsizliğin faturasını sandık gecesi sessizce ödemek zorunda kaldığını da söyleyebilirim.
Dikkat ederseniz, seçim kaybedildiği gece, sokaklarda Suriyeliler, kaçak Afganlar ve Pakistanlılar kutlama yaparken atılan “Biz senden razıyız Kılıçdaroğlu” paylaşımlarına gelmedim.
Ama Sait Faik’in Beyoğlu bahsinde işaret ettiği şey tam da burada devreye giriyor. Beyoğlu’na sövmek nasıl kolaysa, bugün muhalefete sövmek de öyle kolaydır; zira malzeme fazlasıyla boldur. İnsan biraz hınç, biraz arşiv, biraz da haklı çıkmış olmanın o tehlikeli lezzetiyle sayfalar dolusu yazabilir. Üstelik konforludur; emniyetlidir! Gel gelelim Sait Faik nasıl kendisini “acemi röportajcı” sayıp Beyoğlu’na sövmüyorsa, ben de acemi bir muharrir olarak bugün muhalefete sövmeyeceğim!
Hâlihazırdaki mesele artık yalnızca CHP’nin ne yaptığı, K.K.’nın ne istediği, mevcut yönetimin neyi savunduğu ya da parti içindeki hiziplerin hangi hesabı güttüğü değildir. Mesele, memleketin adım adım hukukun araçsallaştırıldığı; mahkemelerin siyasi mühendislik aparatı gibi çalıştırıldığı; seçimle gelenin mahkeme eliyle hizaya çekildiği; Anayasa’nın ve seçim kanununun açıkça ihlal edildiği bir rejim mantığına teslim edilip edilmeyeceğidir.
Bugün buna direnilmezse, yarın yalnızca bir partinin kurultayı değil, bir belediye başkanının mazbatası, bir milletvekilinin seçilme hakkı, hatta toplumun sandıkta gösterdiği en açık tercih bile benzer hukuk cambazlıklarıyla tartışmalı hâle getirilebilir.
Bu yüzden, muhalefete yönelik bütün eleştiriler baki kalmak kaydıyla, bugün yapılması gereken şey bu hukuksuzluğun karşısında tereddütsüz durmaktır. Şurası açıktır ki hukuk devletinin kırıntılarını bile tasfiye eden, memleketi Rusya tipi bir göstermelik demokrasiye, hatta Kuzey Kore karikatürüne doğru sürükleyen bu anlayışa karşı çıkmak, ne bir kişiyi aklamak ne bir partinin bütün hatalarını bağışlamak ne de geçmişte yapılan yanlışları unutmak anlamına gelir.
[1] Sait Faik Abasıyanık, Açık Hava Oteli: Konuşmalar, mektuplar içinde, 5. baskı, s. 100, Bilgi Yayınevi, 1992.
[2] Cumhuriyet, “Sırrı Süreyya Önder’den Akşener’e: ‘Kazanacak aday’ Recep Tayyip Erdoğan, o zaman git ona çalış...,” 25 Şubat 2023, son güncelleme 25 Şubat 2023, https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/sirri-sureyya-onderden-aksenere-kazanacak-aday-recep-tayyip-erdogan-o-zaman-git-ona-calis-2055278
[3] Odatv, “Erkan Baş’ın o sözleri tekrar sosyal medyanın dilinde,” 29 Mayıs 2023, https://www.odatv.com/guncel/erkan-basin-o-sozleri-tekrar-sosyal-medyanin-dilinde-29999175
[4] Odatv, “Özgür Özel: ‘Altını kazıyın AKP’li çıkar’,” 5 Haziran 2023, son güncelleme 19 Kasım 2023, https://www.odatv.com/guncel/ozgur-ozel-altini-kaziyin-akpli-cikar-35486898
[5] BİA Haber Merkezi, “Yavaş ve İmamoğlu: ‘Genel Başkanımız irademizi temsil eder; Millet İttifakı’na bağlıyız’,” bianet, 4 Mart 2023, son güncelleme 4 Mart 2023, https://bianet.org/haber/yavas-ve-imamoglu-genel-baskanimiz-irademizi-temsil-eder-millet-ittifaki-na-bagliyiz-275156



















































































































