“2012–2015 arasında yürütülen Birinci Çöz(ül)m(e) Süreci’nin benim için en çarpıcı tarafı, meselenin özünden çok iki tarafın kendi kamuoylarına dönük tavrıydı. Hükümet, kontrol ettiği medya kanallarını sanki dev bir ‘bulanıklaştırma makinesi’ gibi çalıştırıyor; ne olup bittiğini anlatmak yerine, siyasi vasatın ruhuna uygun üç beş sloganı (‘barış’, ‘analar ağlamasın’, ‘kan dursun’) sürekli döndürerek toplumun hafızasına sis püskürtüyordu. Böylece gerçek mesele, yani kimin kiminle neyi konuştuğu, hangi tavizlerin masada olduğu, nasıl bir yol haritası çizildiği tamamen örtülüyordu.
Buna mukabil PKK cephesinde saklanacak pek bir şey yoktu; zira onlar kendi kamuoylarına karşı hiçbir zaman ‘mahcup’ davranmadılar. Taleplerini, niyetlerini, hedefledikleri siyasi düzeni; kiminle neyi pazarlık ettiklerini ve neye razı olup olmadıklarını çoğu zaman çekinmeden açık açık söylüyorlardı.”
Bir hafta evvel kaleme aldığım yazıda bu cümleleri kurmuş, ardından da “Son bir haftadır yaşananlara bakınca, ‘tarih tekerrür eder de bu kadar mı tekerrür eder’ demekten kendimi alamadım.” diye eklemiştim. Tarihin tekerrür etmesine hepimiz aşinayız; fakat bir hafta arayla “tekerrürün de tekerrürü”ne şahit olmak, herhâlde bu memlekete özgü bir ayrıcalık.
Geçtiğimiz hafta, İmralı’da yapılan görüşmenin tutanakları "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" na sunuldu. Fakat sunulan metin, görüşmenin kendisi değil, onun dört sayfaya sıkıştırılmış, törpülenmiş, budanmış, kim tarafından hazırlandığı dahi bilinmeyen bir “özet”iydi. Ama ironi bu ya, “özet”te işin “öz”ü yoktu. Basından öğreniyoruz ki bebek katili Öcalan silahlı mücadeleye son vermiş! Uzun bir şekilde tarihsel arka planı anlatmış ve Ziya Gökalp'e referans vererek Türk-Kürt kardeşliğinin önemine vurgu yapmış! Suriye için üniter yapı ve yerel demokrasiyi benimsediğini söylemiş, yerel savunma gücünün olup olmayacağı sorusuna cevap olarak, 'savunma gücü yok, asayiş kapsamında güçler, yani polis gibi' cevabını vermiş!¹
Ne var ki bu dört sayfalık steril anlatı, gerçeğin tamamı değil; olsa olsa vitrine konmuş maketidir. Zira Gülistan Koçyiğit’in PKK’nın yayın organına verdiği röportaj bambaşka bir tabloyu önümüze koymuştu.² Koçyiğit’e göre Suriye’de silahlı güçlerin orduya entegrasyonu, bunun yanında yerel asayiş güçlerinin kalıcı biçimde yapılandırılması uzun uzun konuşulmuş. Özet, “polis gibi” diyor; röportaj, fiilen çok katmanlı bir askerî-siyasi yapılanmayı işaret ediyor.
Özete bakarsak bebek katili Öcalan, “Ziya Gökalp’e referans vererek Türk-Kürt kardeşliğinin önemine vurgu yapmış!” Oysa “yaz kızım” Gülistan Koçyiğit’in aktardığı tablo bütünüyle farklı. Bu kez karşımızda Gökalp’le kardeşlik kuran değil, doğrudan Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini hedef alan bir Öcalan var. Onun zaviyesinden bakınca devlet yanlış kurulmuş, yanlış kurulduğu için de Şeyh Sait isyanı 1921’de değil, 1925’te çıkmış!
Ve tabii heyetten kimsenin aklına da “Peki hem üniter devlet hem yerel demokrasi aynı cümlede nasıl bu kadar rahat yan yana durabiliyor?” sorusu gelmemiş! Suriye’de üniterliğin içine yerel demokrasiyi hangi tornavidayla vidaladıklarını, yerel demokrasi kavramının içini nasıl doldurduğunu merak eden olmamış anlaşılan!
Yani Meclis’e getirilen metin, konuşulması istenenlerden ibaret. Zira “Terörsüz Türkiye” denilen bu süreç yürümüyor. Yürüyemez de. Aslında bakarsanız ortada “yürüyen” bir şey de yok. Sadece yerinde sayan bir vitrin, ışıkları sürekli yeniden ayarlanan bir dekor ve o dekorun önünde, seyircinin aklıyla alay edercesine sahnelenen bir tiyatro var. Metinler budanıyor, cümleler törpüleniyor, hakikat makyajlanıyor; ama sahnenin arkasındaki karanlık olduğu gibi duruyor.
Elimize bir fener alıp o karanlığa doğru tuttuğumuzda ise Mazlum Abdi’nin koşa koşa İsrail basınına verdiği röportajı görüyoruz.³ Kökeni Paleolitik döneme kadar giden 70 bin yıllık Devlet Aklı’nın karışık kuruyemiş tabağından Antep fıstıklarını ayıklar gibi ayıkladığı ne varsa, Abdi’nin ağzından tane tane dökülüveriyor.
Röportaja El-Hol Kampı ve IŞİD’li tutukluların durumundan; bölgede hâlâ aktif IŞİD hücrelerinin bulunduğu ve DSG’ye(YPG) yönelik saldırıların sürdüğünü hatırlatarak başlıyor. Bir bakıma eski defterleri nazikçe açıyor; hani şu “Birlikte neler yapmıştık, unuttun mu hınzır?” diye başlayan hatırlatmalar vardır ya… Tam da öyle. Hem masum bir güvenlik notu, hem ince bir ortaklık yoklaması. Zaten mülakatın muhtelif yerlerine serpiştirilen şu cümleler IŞİD parantezinin neden açıldığını bütün sadeliğiyle anlatıyor.
“Başkan Trump Suriye’yi yeniden harika yapmak istiyor. Bunu yaparken DSG(YPG)’yi desteklemeli ve DSG(YPG) yeni Suriye hükümetinde yer almalı.”
“Amerikalılar daha dengeli bir rol görmeli. DSG(YPG)’nin alternatifi yok”
“DSG(YPG), Suriye'yi korumak için Amerika Birleşik Devletleri ve diğer aktif güçlerle çalışmaya hazır”
Peşinden Suriye’nin geleceğinde “adem-i merkeziyetçilik” modelinin önemini bir kez daha yineliyor. Askerî gücünün 100 bin civarında olduğunu; üstelik bu gücü kendi bütünlüğünü koruyarak entegre edeceklerini de belirtmeden geçemiyor.
Bu komplimanlar karşılıksız kalmıyor elbette. ABD Temsilciler Meclisi’nden onay alan yeni savunma bütçesi tasarısında, IŞİD’le mücadelede “ana ortak” olarak tanımlanan DSG(YPG)’ye desteğin süreceği açıkça yazılıyor. ABD askerlerine, IŞİD’den kurtarılan bölgelerin “istikrarı” için yerel meclislerle çalışma yetkisi veriliyor.⁴ Bizler dört sayfalık “özet”le oyalanırken, Washington sahada kiminle, nerede, nasıl yürüyeceğini kalın kalın kanun maddesine bağlıyor.
Bu tiyatro daha ne kadar sürer, bilinmez. Ama sarih olan bir şey var ki mızraklar artık çuvala sığmıyor. Seyirciden saklanmak istenen her ayrıntı, kulisten daha büyük bir gürültüyle sızıyor. Ve bizlere izletilen bu orta oyunu da gün geçtikçe kabak tadı değil, doğrudan mide bulantısı veriyor.
¹ BİA Haber Merkezi. (2025, Aralık 4). TBMM heyetinin Öcalan’la görüşme tutanağının "özeti" komisyonda okundu. Bianet. https://bianet.org/haber/tbmm-heyetinin-ocalan-la-gorusme-tutanaginin-ozeti-komisyonda-okundu-314197
² Mezopotamya Ajansı. (2025). [Gülistan Kılıç Koçyiğit’in İmralı görüşmesine dair açıklamaları]. Mezopotamya Ajansı. https://mezopotamyaajansi35.com/tum-haberler/content/view/293206
³ Rudaw. (2025, Aralık 7). Mazlum Abdi, İsrail basınına konuştu: 'Sırada Kürtler var'. Rudaw. https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/071220254
⁴ İndytürk. (2025, Aralık 7). ABD’nin yeni yasa tasarısı Peşmerge ve SDG’ye desteği garanti altına alıyor. İndytürk. https://www.indyturk.com/node/769359



















































































































